Okullu olmak kopmaktır ana ocağından daha iki basamaklı sayılara ulaşmadan çocukluğumun yaşı ve yeni yüzler görmektir her biri umut dolu. Önce alfabeyi öğrenmektir daha doğru düzgün konuşmayı bile beceremeden ve “Işık’a ılık süt içirmek” tir henüz ben soğuk suya şükür derken. Sonra bir sene daha büyümektir okullu olmak, çarpma işlemini doğrulamak ve hayat bilgisine kafa yormak, trafikte önce sola sonra sağa ve sonra tekrar sola bakmak ve bunu belleğe böyle kazımak. Teneffüstür okullu olmak, belki de “Işık”ın içtiği kutu kolayı ezip çift kale maç yapmak, gol kralı olmak ve tekrar bir yaş daha yaşlanmak. Sonra fen bilgisidir okumak, en fenni kuramlar bile ispatlayamazken bizim hayallerimizi. İlkokuldan mezun olmak daha önemlisi ortaokullu olmak. Kravat bağlamaya alışmak en zor denklemdir o zaman. Adam oldum sanmak, ama ceketin içinde hala bir çocuk olarak kalmak… X le tanışmak ve Y yi dışlamak, bir koordinat düzleminde düzmece doğrular oluşturmak ve onları hayallerimin tam orta yerine saplamak. İki bilinmeyenli denklem çözmek ama kendini çözememektir okullu olmak. Sonra ilk sevgiliyle karşılaşmak ama hala çocuk olmak ve onunla yaşlanmaya alışmak ve bir sene daha yaşlanmak… Bıyık terlemesi yaşamak, liseye son adımı atmak, seste çatlamalar yaşamak, okullu olmak ve bir sene… Ertesinde liseli olmak, bu sefer kesin büyümüş olmak ya da hala öyle sanmak ve polinomlarla tanışmak daha fonksiyonlara alışamadan. Bazı erkeksi fonksiyonların kesin olarak farkına varmak, kıllanmak ve biraz daha akıllanmak… Sivilce kazanmak en büyük ödülü okullu olmanın, sonra onları ayna karşısında hışımla patlatmak ve ilk defa kendini sevmemek. İşte büyümek… Sonra bir yaş daha yaşlanmak, ÖSS için seviye belirleme sınavlarına girmek. Kazanmak ya da kazanmamak ama seviyeni bilmek sonra ona göre sınıflandırılmak ama hiçbir sınıfa uymamak hatta sınıflandırmaya karşı olmak. Asileşmek, sistemi eleştirmek, öğretmene küfür etmek, tuvalette sigara içmek, duvarlara resimler çizmek, sıralara ismimin baş harfini yazmak, kavga etmek, gülmek, rezil olmak, bağırmak… Bu kadar aksiyona rağmen yan sırada oturan sevdiğinin gözlerine bakamamak… işte budur okullu olmak… Ezbere tarih dersi anlatmak, ama manasını kavramamak, edebiyat dersinde zorla şiir okumak ve 45 almak, bedende takla atmak, müzikte flüt çalmak, resmi arkadaşlarına yaptırmak ve bir sene daha… Sonra son sınıf olmak, hala yan sırada oturana açılamamak ve hayata dair hesaplar yapmak, sinüsü kosinüsle aldatmak ve hiçbir trigonometri ile ölçülememek… Son iki ay okula uğramamaktır okullu olmak… Sonra üniversiteyi kazanmak… Ama hala okullu olmak…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder